DANIŞMANLIK HİZMETLERİ

AİLE DANIŞMANLIK HİZMETLERİMİZDE ANA TEMA
 Psikolojik Danışmanlık Uzman psikologların hizmet verdiği merkezimizde; bireysel çalışmalarla iletişim, uyum, kimlik problemleri, aile içi çatışmalar, akademik başarısızlıklar gibi birçok konuda hizmet verilmektedir.
 Kurumumuz tamamen gizlilik ilkesi ile çalışmakta, kişisel bilgiler kişinin izni olmaksızın üçüncü bir kişiye verilmemektedir.
 Kurumumuz bünyesinde bulunan Konusunda uzman Doç. Dr. Tarafından aile danışmanlığı yapılmaktadır.
MOTİVASYON VE BAŞARI
Motivasyon Nedir?
 Motivasyon bireyi belirli bir amaç doğrultusunda hareket etmeye yönelten, davranışa yön ve amaç veren mekanizma olarak tanımlanabilir. Her insanı aynı şekilde motive edemeyiz. İnsanları motive edebilmenin en önemli unsuru onların gereksinimlerini bilmektir.
  - Davranışa yön veren gereksinimlerimizdir. Öğrenme sürecinde beklentilerinizi açık ve anlaşılır bir dille öğretmeninize aktarın. Böylelikle amaçlarınıza ulaşmak için izleyeceğiniz yöntem ve teknikleri belirlemiş olursunuz.
  - Unutmayın neyi öğrenmek isterseniz onu öğrenirsiniz. Dolayısıyla derslerinize seçici ve önyargılı yaklaşmayın.
  - Başarısızlık endişesi, korku, kaygı, heyecan gibi faktörlerin başarınızı olumsuz yönde etkileyeceği açıktır. Böyle bir durumda uzman yardımı almaktan çekinmeyin.
  - Kişi kendi için önemli olduğuna inandığı öğrenmeler üzerinde odaklanır. Bu bağlamda öğrenme sürecinin her aşamasında kendinize gerçekçi ve ulaşılabilir amaçlar belirlemeniz gerekmektedir.
  - Gereksinimlerinizin karşılanmasında bir amaçlar listesi hazırlamak, hem öğrenme yaşantınızı amaca ulaşma yönünde değerlendirme hem de davranışlarınızı hedefler doğrultusunda yönlendirme fırsatı sağlar.
Başarılı olmak için neler yapmalıyım?
 - Kendinize "Vizyon" oluşturun: "Ben gelecekte ne olmak istiyorum, 5 yıl sonra kendimi nasıl bir insan olarak görmek istiyorum. Kafamda kendimle ilgili canlandırdığım resim ne?" Tüm bu sorular gerek iş yaşantısı gerek aile yaşantısı gerekse sosyal yaşantı için ayrı ayrı yanıtlanmalıdır.
 - Misyon’un tanımlanması: Tüm bunları "Niçin" yapıyorum? Kısacası bütün bunları niçin istiyorum? Ör: mutlu olmak, üretici olmak için. Misyon bütün bunları gerçekleştirmenizde ilham veren güçtür.
 - Çekirdek değerler: Vizyona giden her yol mubah değildir. Çekirdek değerlere bakmak gerekir. Ör: dürüstlük, ahlak, doğruluk, sevgi, paylaşım gibi.
 - Hedefler koymak: Vizyona ulaşıp-ulaşamadığımı, ya da yaklaşıp-yaklaşamadığımı nasıl ölçeceğim? Bunun için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler koymak gerekir. Burada bahsettiğimiz hedefler, somut-ölçülebilir-mukayese edilebilir-belirli bir zaman dilimi içinde gerçekleşebilecek ve iddialılık gibi kriterleri taşımalıdır.
 - Planlamak: Kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere nasıl ulaşacağının tanımlanması gerekir. Bunu günlük, haftalık ve aylık temelli düşünmek gerekir.
 - Eylem Planı: Sadece hayal kurmak yetmiyor. Harekete geçmek gerekir. Harekete geçebilmek için de yukarıdaki altı aşamanın oluşum sürecini mutlaka yaşam arkadaşlarımız ve bizi tanıyan insanlarla paylaşmamız gerekir. Tüm bunları gerek insan yaşamında gerekse işletme yaşamında yapmak "Başarı"ya ulaşmak için tek yoldur.
Başarılı insanları başarısız insanlardan ayıran tek fark, Mevlana’nın dediği gibi “başarılı insanlar başarısız insanların görüp de yapamadıklarını yapabilen insanlardır”.
 - Başarının önündeki en büyük engel yılgınlık ve kararsızlıktır.
 - Azimli ve kararlı olmak, başarının temel şartıdır.
 - Başarısızlıktan ders almayı bilenler başarıya, her başarısızlıkla biraz daha yaklaşmış olurlar.
 - Mutluluk ve başarıyı, hayat size vermez. Gayret ve çabanızla o mutluluk ve başarıyı, hayattan sizin almanız gerekir.
 - Başarısızlıklar, insanın moralini bozmamalı, ümidini kırmamalı. Bilakis, yeniden başlamak, tekrar çalışmak ve hatalarını düzeltmek için taze bir zevk ve gayret vermeli,
 - İnsan bedenen yaşlansa bile, imanıyla, ümitleriyle, şevk ve gayretleriyle genç ve dinç kalmaya devam edebilir.
 - Başarılı olmak için mutlaka üstün zekalı, dahi yaratılışlı olmak gerekmemektedir. Ama zamanı iyi kullanmasını bilmek, boş vakitleri iyi değerlendirmek vazgeçilmez şarttır.
 - Hiçbir zafere, çiçekli yollardan gidilmez. Başarıya giden yolda, ter vardır, sıkıntı vardır, yorgunluk vardır, yüksek bir irade vardır.
 - Hayatta sertlikle elde edilen hiçbir başarı, kalıcı olmamıştır. Ancak sevgi ve yumuşaklıkla sağlanan başarılar, devam edebilmiştir.
 - Başarı için ısrarla çalışmak, sabırla beklemek gerekir. Ani gelen tesadüfi başarılar, sürekli ve kalıcı olmaz.
 - Doğru olan şeyi gördüğü halde yapmamak cesaretsizliktir.
Başarmak tamamen sizlerin elinde. !!!
ZAMAN YÖNETİMİ
 Bu kadar yoğun ve yoğun olduğu kadar da önemli olan yıllarda hem sosyal hem de akademik alanlarda başarılı olmak, önemli ölçüde zamanınızı ne kadar iyi kullandığınıza bağlıdır.
 Zaman yönetimi zamanımızı, amaçlarımızı, sorumluluklarımızı, zevklerimizi ve sosyal yaşamımızın içerdiği etkinliklerimizi bir arada yürütebilecek bir biçimde planlanması anlamına gelir. Yapmamız gereken görevlerimiz var, yakın arkadaşlarımıza zaman ayırmak, hobilerimiz ile ilgilenmek gibi gereksinimlerimiz var; ama bu işler için bir türlü vakit bulamamaktan yakınıyoruz.
 Zaman aslında herkes için sabittir. Ancak benzer koşullarda yaşayan ve çalışanların üretimleri bireysel yeteneklerden de kaynaklanan farklılıklar gösterir. Bu farkı yaratan etkenlerden biri de zamanın nasıl kullanıldığıdır.
Neden Zaman Verimli Kullanılamıyor?
 Zamanı verimli kullanma sürecinde bazı etkenler engel olarak karşımıza çıkabiliyor.
 - Erteleme: Ertelediğiniz her iş bir sonraki işin de aksamasına yol açar. Bunun sonucu ise yoğun stres, sinir bozukluğu, başarısızlık duygusu ve yılgınlık olur.
 -  Mükemmelliyetçilik: Zaman planlaması yapılırken kusursuz planı hedeflemek, olası aksilikleri göz ardı etmek bir süre sonra hayal kırıklığına yol açarak vazgeçmenize neden olacaktır. Bu yüzden esnek ve olası aksiliklere toleranslı olmanız gerekmektedir.  - Hayır Diyememe: Çevrenizdeki kişilerin taleplerine hayır diyememek, yaptığınız zaman planlamasının aksamasına yol açacaktır.  - Güvensizlik Duygusu: Yaptığınız işlerin yeterliliğinden şüphe duymak ya da performansınızdan kaygı duymak zaman planlaması yaparken karşınıza çıkabilecek engellerden biridir.  - Hafife Alma: Yapılacak etkinlikleri küçümsemek başarıyı olumsuz yönde etkiler. ‘Günlük yaşamımda neleri hafife alıyorum?’ gibi bir soruyu yanıtlamak, bu konuda farkındalığınızı artıracaktır.
Zamanı Verimli Kullanma Yöntemleri:
 - Amaca Yönelik Davranma: Yapılacak olan zaman planlamasında önceliklerin ve yapılacak işlerin önem derecesinin belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle BELİRGİN BİR AMACINIZIN olması gerekir.
 - Uzun Vadeli Takvim ve Haftalık Plan Yapmak: Yapılacak olan işlerin bitiş tarihlerinin bir takvim üzerinde belirlenmesi gerekmektedir. Bitiş tarihi belirlendikten sonra yapılacak olan işlerle ilgili haftalık plan yapılmalıdır.
 - Bu planlama yapılırken planlarınızın aksayabileceğini, tahmin edemediğiniz aksilikler çıkabileceğini göz ardı etmeyin. Planlarınızı gerçekçi ve esnek bir şekilde yapın.
 - Unutmamanız gereken başka bir etken de zorunlu işler yanında zevk veren etkinliklerin de planınıza dahil olması gerektiğidir.
 - Planınızı yaptıktan bir süre sonra planınızı denetlemeniz gerekecektir. Bu denetleme size planınızın aksayan, eksik yönlerinin neler olduğunu ya da planın yeterliliğini gösterecektir.
STRESLE BAŞA ÇIKMA
 Stres, hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Stresin olumsuz etkilerini mümkün olduğu kadar kaynağında çözümleyerek hayatın diğer alanlarından uzaklaştırabilmeyi becermek zorundayız. Bir başka deyişle, stressiz bir hayat beklentisi yerine stresle başa çıkabilme becerisini amaçlamalıyız.
STRES KÖTÜ MÜDÜR?
 Stres’in hepsi kötü değildir. Olumlu olan stres, hoşa giden aktivitelerin getirdiği yaşamsal zorluklardan kaynaklanır. Buna, üniversiteyi kazanmak, duygusal bir ilişkiye başlamak, yaşadığımız çevreyi değiştirmek gibi örnekler verilebilir. Bu olumlu durumların yarattığı stresle başa çıktığımızda olgunlaşırız, kendimize güvenimiz artar, bu da stresin hayatımıza getirdiği olumlu etkidir.
 Olumsuz stres ise uyum sağlamamız gereken nahoş durumlar olduğunda yaşadığımız strestir. Buna örnek olarak, ölüm, problemli ilişkiler, çok fazla iş yükü verilebilir. Eğer stresle sürekli ama etkisiz bir mücadele var ise, bu, sonuçta tükenmeyi getirir.
STRES BELİRTİLERİ; Stres belirtilerini 3 ana başlık altında toplayabiliriz :
 1. Fiziksel Belirtiler: 
  Çarpıntı, baş ağrısı, soğuk ya da sıcak basması, mide, bağırsak bozukluğu, sindirim zorluğu, nefes darlığı, ellerde titreme, gürültüye, sese karşı aşırı duyarlılık, uykusuzluk, aşırı ya da düzensiz uyku, bitkinlik, boyunda, ensede, belde, sırtta ağrı, gerginlik, kasılma, eklem ağrıları ve mide krampları.
 2. Duygusal Belirtiler
  Huzursuzluk, sıkıntı, gerginlik, neşesizleşme, durgunlaşma, çökkünlük hali, sinirlilik, saldırganlık veya kayıtsızlık, duygusal olmak, kaygılı olmak.
 3. Zihinsel Belirtiler
  Konsantrasyonda azalma, unutkanlık, organize olamamak, ilgi azalması, matematik hatalarının artması, zihinsel durgunluk, sosyal hayatın yoksunlaşması, olumsuzluklar üzerine odaklanmak, kararsızlık.
STRESLE BAŞA ÇIKABİLMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
 Başa çıkma, bireyin çevreden ya da içten gelen baskıları (istekler, düşünceler, duygular) önleme ya da üstesinden gelme mücadelesidir. Pek çoğumuz stresle başa çıkabilmek için olumsuz yöntemler kullanırız. Bunlara örnek olarak; alkol ve kafein alma, sigara içme, maddenin kötüye kullanımı ya da aşırı yeme verilebilir. Bunlar, sadece vücuda daha fazla stres yükler. Daha yapıcı başa çıkma yöntemleri, uzun sürede vücut için daha yararlıdır.
YAYGIN BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİ
 Aile, arkadaşlar, sosyal gruplar gibi vaarolan destek sistemleri, stresli olaylarla ilgilenirken yardımcı olabilirler.
   Tatil: Kısa molalar vermek, stresin tepeye yükseldiği zamanlarda vücudumuzun dinlenmesine yardımcı olur.
   Hobiler: İlginizi ve enerjinizi yoğunlaştıracağınız bir alan bulmak, stresin etkilerini oldukça azaltacaktır.
   Danışmanlık: Bir danışmanla konuşmak, strese sebep olan problemlerin belirlenmesine ve stres yaratan negatif uyaran örüntülerinin kırılmasına yardımcı olacaktır.
   Gevşeme Egzersizleri: Stresle baş etme grupları ve gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkmada etkili olacaktır.
   Fiziksel Egzersiz: Düzenli yapılan egzersiz kas gerginliğini azaltmakta yararlıdır ve kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlar
STRESİ KONTROL ETMEK İÇİN 10 ÖNERİ
  -malı, -meli eklerinden kurtulun: "Sınavdan çok yüksek bir not almalıyım", "Anne babamı ve diğer insanları hayal kırıklığına uğratmamalıyım", "Patronumun beni kovmaması için mükemmel iş çıkarmalıyım". Bu cümleler yalnızca stresinizin artmasına neden olacaktır.
  Karmaşayı izleyin: Dağınık ve sıkışık ortamlarda çalışmayın. Yapacağınız işe başlamadan önce, dikkatinizi dağıtacak materyallerden arındırılmış rahat ve güzel bir ortam hazırlayın.
  Kısa vadeli hedefler belirleyin: Dönem ödevi ya da önemli bir sunum raporu hazırlamak gibi, altında ezildiğiniz, uzun çalışmaları bölümlere ayırın. Hiçbir şey yapacağınız projeyi son güne bırakıp, dehşet içinde bir sonraki güne yetiştirmeye çalışmanızdan daha stres verici olamaz.  
 Stressiz Bir Yer Hayal Edin: Sakin bir yerde rahat bir oturma pozisyonu yaratın. Gözlerinizi kapatın ve kendinizi rahat bir durumda hayal ederek sakinleştirici bir imgeyi gözlerinizin önüne getirin. Olabildiğince detayları gözünüzün önüne getirmeye çalışın ve imgelerin üzerinde yoğunlaşın. Kolayca ve doğal nefes alın. Bir kaç denemeden sonra sizi en çok rahatlatan görüntüyü yakalayabilirsiniz.  
 Okyanus Dalgaları: Mavi gökyüzü, köpüklü dalgaları, ılık güneşi ve martılarıyla güzel bir kumsalı gözünüzün önüne getirin. Kendinizi, kumsalda, elinizde ufak plastik bir kovayla yürürken hayal edin. Güzel bir yerde durun ve bütün endişelerinizi, kafanızı meşgul eden her türlü sorunu bu kovanın içine doldurun. Kovayı suya atın ve dalgaların onu sizden uzağa sürükleyişini izleyin.
  İyi Şeyler Düşünün: Kendinize pozitif ifadeler yaratın ve tekrar edin. Örneğin; şu cümleler olabilir; "Başaracağımı biliyorum", "Geçen yıl buna benzer bir toplantıda harika bir konuşma yapmıştım".
  Kendinizi Başarırken Hayal Edin: Gözlerinizi kapayın ve geçmişte yaptığınız başarılı çalışmaları hatırlamaya çalışın. Hemen aklınıza birşey gelmediyse, yaptığınız gurur verici bir hareketi düşünün. Şimdi sizde stres yaratan bir olayı, örneğin; yapacağınız konuşmayı aklınıza getirin. Bunu da aynı rahatlıkla ve kendinize güvenerek yapacağınızı hayal edin.
  Yatağınızı Yalnızca Uyumak İçin Kullanın: Bunun anlamı; -özellikle de uykusuzlukla ilgili sorununuz varsa- yatakta kesinlikle çalışmayın demektir. Belleğiniz çalışma ile yatak arasında bağıntı kurar, yatakla rahatlama arasındaki bağıntı kaybolur ve uykuya dalmanız zorlaşır. Kendinizi stres altında hissettiğinizde en son ihtiyacınız olan şey az uyumaktır.
  Yatıştırıcı Sesler: Müzikle çalışmak istiyorsanız, kısık bir sesle, matematiksel ritmi olan parçalar -çoğunlukla klasik müzik- konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olur.
  Kısa Bir Yürüyüşe Çıkın: Bir çalışmanın ortasına gelip kilitlendiğinizde hareketli kısa bir yürüyüşe çıkın. Derin nefes alın ve yürürken kollarınızı rahatça sallayın. Belleğinizi temizleyin (hatta yeni açan çiçeklere arada bir göz atmayı unutmayın). Ayrıca, yaptığınız bu egzersizin size hiçbir zararı dokunmayacaktır.
SINAV KAYGISIYLA BAŞA ÇIKMA KAYGI NEDİR?
 Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumudur.
 Öğrenme, bireyin yaşamını devam ettirebilme ve yaşamdan doyum alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanılması sürecidir. Öğrenilenler, kişinin birikimini oluştururken, öğrenilenlerin belli bir amaca yönelik kullanılması da performansı ortaya koyar. Başka bir deyişle performans, kişinin akıl, duygu ve davranış düzeyinde daha önceden kazanmış olduklarının, belli bir durum ve belli bir zaman kesitinde, eylemsel olarak ortaya konulan şeklidir.Çeşitli iç ve dış etkenler nedeniyle gerçek potansiyelin performansa dönüşmesi zaman zaman güçleşir. Yüksek kaygı bu etkenlerden biridir.
BAŞARILI OLABİLMEK İÇİN HİÇ KAYGI YAŞAMAMAK MI GEREKİR?
 Hayır!..Her duygu gibi kaygı da kişinin, yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Öyleyse amaç, kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır.
  Normal düzeydeki kaygı bireye amacı doğrultusunda hareket etme enerjsini sağlar.
  Yoğun düzeydeki kaygı, bireyin enerjisini verimli kullanamamasına, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirememesine neden olur.
Sınav Kaygısının Etkileri
  Sınavı beklerken terleme, titreme, kalpte hızlı çarpma, gerginlik, sabırsızlık, güvende azalma, karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler,
  Bilgileri aktarmada ve hatırlamada güçlük,
  Okuduğunu anlamada güçlük,
  Dikkatte azalma ve konsantrasyon güçlüğü oluşturur.
SINAV KAYGISI İLE BAŞA ÇIKMA
1. Adım
   Çalışma stratejisi belirleyin, zaman planlaması yapın ve yaptığınız plana uyun.
   Çalışmanız gerektiğinde çalışın ertelemeyin, çalışmamak için bahane yaratmayın. Sınav öncesinde kendinize çalışma planı yapın.
   Hazırlayacağınız çalışma planına hobilerinizi, dinlenme aralarını da ekleyin.
2. Adım
   Dengeli uyuyun ve dengeli beslenin.
   Kafeinli içecekler, alkol, sigara kullanmayın.
   Sınava karnınız aç girmeyin.
   Sınavda gerekli olabilecek materyal ve araç gereçleri yanınıza alın.
   Sınav öncesinde kaygılı kişilerden uzak durun.
3. Adım
   "Bu sınavda başarısız olacağım", "herkes aptal olduğumu düşünecek" vb. olumsuz düşünceler sizi yenilgiye uğratan bir düşünce tarzıdır.
   Olumsuz düşünce tarzı ve beklentiler potansiyelinizi kullanmanıza engel olur. Olumsuz düşüncelerden uzak durun.
   Olumsuz düşünceleri olumlu olanlarla değiştirmek gerekir ör; "başarısız olsam bile bu benim aptal olduğumu göstermez".
   Nefes egzersizi yapmak rahatlamanızı sağlar. Burundan karnınızı şişirecek şekilde nefes alın ve bir iki saniye nefesiniz tutun.   Nefesi yavaşça ağzınızdan verin. Bir kaç kez tekrarladığınızda rahatladığınız fark edeceksiniz.
   Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.
   Sınav sırasında dikkatinizi dağıtacak yere oturmayın.
   Kaygınız yükseldiğinde rahatlamak için kendinize zaman tanıyın. Nefes egzersizi yapabilirsiniz.
   Sınavda zorlansanız bile, sınavı yarıda bırakmayın, elinizden geleni yapın.
ÖFKE KONTROL
Öfke Nedir?
 Öfke aslında normal ve sağlıklı bir duygudur. Ama kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde, okul ya da iş hayatınızda, kişisel ilişkilerinizde sorunlara yol açar. Öfke sadece insanlarda var olan bir duygu değil, her canlı organizmanın tehdit karşısında olaylara gösterdiği doğal bir tepkidir.
ÖFKE İLE BAŞETME YÖNTEMLERİ
 Öfke yönetimi tekniklerinin amacı, kızgınlığın ve öfkenin yol açtığı duygusal ve bedensel tepkileri azaltabilmektir. Siz de kızgınlığa yol açan insanları, olayları yok edemezsiniz; onlardan kaçınamazsınız; onları değiştiremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey bu insanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz tepkilerinizi kontrol edebilmek, onları yapıcı bir şekilde yönetebilmektir.
Öfkemizi Boşaltmak İyi midir?
 Psikologlar artık bunun çok yanlış ve tehlikeli bir inanç olduğunu göstermişlerdir. Araştırmalar, kızgınlık duygusunun “boşaltılması”nın kızgınlık, öfke ve saldırganlığı daha çok arttırdığını ve sorunu çözmek için hiçbir yararı olmadığını göstermektedir. Onun için en iyisi, öfkenizi neyin başlattığını bulmak ve kendinizi öfkeyle kaybetmeden, bu nedenlerle başa çıkabilme yollarını öğrenmektir.
HANGİ YÖNTEMLER ÖFKENİZİN TAŞMASINI ÖNLER?
Öfkenizin taşmasını önleyecek bazı basit yöntemler şunlardır:
  Gevşeme: Derin derin nefes alın, sakinleştirici durum ve manzaraları zihnimizde hayal ederek canlandırmaya çalışın. Bu sakinleşmemize yardımcı olur.
  Düşünceleri Değiştirme: Öfkeli insanlar düşüncelerini küfrederek, bağırıp çağırarak ifade etme eğilimindedirler. Kızgın olduğumuz zaman genellikle, olayları istemeden abartılı ve çarpıtılmış olarak algılarız. Bu tür düşünce biçimlerinizi fark edin ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirin.
  Problemi Çözme: Bazen öfke duygularımız yaşamımızdaki gerçek ve kaçınılmaz sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Kızgınlık duyguları böyle zamanlarda bu zorluklar karşısında yaşanan doğal ve sağlıklı duygulardır. Böyle durumlardaki en yararlı tutum; önce durumu değiştirip değiştiremeyeceğimizi araştırmaktır. Değiştirebileceğimiz bir şeyse çözüm yolları araştırılabilir. Değiştirilemeyecek bir durumsa, çözüm için uğraşmak yerine, yapılacak en iyi şey sorunla yüzleşmektir.
  Daha İyi İletişim: Öfkeli insanlar genellikle düşünmeden yargılama ve bu yargıları yönünde davranma eğilimindedirler. Bu yargılar da bazen gerçek dışı olabilmektedir. Gösterdiğiniz tepkileri gözlemek olmalıdır. Aklınıza gelen ilk şeyi söylemeyin, yavaşlayın ve asıl söylemek istediğinizi düşünün. Aynı anda karşınızdakinin de söylediklerini duymaya ve anlamaya çalışın. Hemen cevap vermeyin.
  Çevrenizi Değiştirmek: Bazen, sinirlenip öfkelenmemize yol açan “şeylerin” yakın çevremizde olduğunu fark ederiz. Sorunlar ve sorumluluklar üzerinize öylesine yıkılır ki düştüğünüz tuzağa ve o tuzağı temsil eden insanlara karşı öfke ile kavrulursunuz. Gün içinde özellikle stresli olduğunuz durumlarda sadece kendiniz için kullanacağınız bir zaman ayırın.
ÜNİVERSİTE YAŞAMINA UYUM
 Yaşamınız için çok önemli olacak adımlardan birini atmış bulunuyorsunuz; artık üniversitelisiniz. Hoş geldiniz. Yaşantınız eskisi gibi olmayacak. Ama endişelenmeyin, yalnız değilsiniz. İnsan yaşamındaki her değişiklik uyum sürecini beraberinde getirir. Değişikliğin yaşantınıza getirmiş olduğu farklılıkları iyi tanımak, uyum sürecini kolaylaştıran unsurlardan biridir. Uyum sürecini başarıyla tamamlamış kişilerin ortak özellikleri kısaca şöyle sıralanabilir; (size de yardımcı olacağından eminiz)
 - Geçmiş deneyimlerden öğrenebilmek, geleceğe ilişkin planlar yapabilmek. Ama temelde her iki etkinliği de dengeleyerek, “bu anı” dolu dolu yaşayabilmek.
 - Hedeflere ulaşmanın verdiği başarı duygusunun tadını çıkarmanın yanısıra, hedeflere ulaşmaya çalışırken de haz duyabilmek.
 - Üretken olabilmek ve belli bir işe kendini verebilmek.
 - Sosyal ilişkilerde, açık, içten, dürüst, güvenilir biri olabilmek ve yüzeysel olmayan ilişkiler kurabilmek.
 - Yaşanan duyguların farkında olmak ve olumsuz da olsalar bunları açık ama ilişkileri bozmayacak şekilde ifade edebilmek.
 - Kendi yaşamının üstünde kontrol sahibi olmak. (Bunu, kendinizi, özelliklerinizi, belli durumlar ve olaylar karşısındaki tutumlarınızı tanıyarak, çevrenizdeki kaynaklar-şu anda üniversite-hakkında bilginizi genişleterek gerçekleştirebilirsiniz.)
 Akademik açıdan, üniversitenin liseden farklı olduğu yan, ders yükünün ağır ve sorumluluğunun tümüyle size bırakılmış olmasıdır.
 Yeni olan her şeye alışmak, bununla uğraşmak yüksek motivasyon isteyebilecek bir durumdur.
 - Üniversite yalnızca akademik yaşam demek değildir. Sosyal ve kişisel açıdan da bireyin amaçlarına ulaşabileceği gelişimi de sağlayabilmesidir.
 - Üniversite gencinin kendi kendine yeterli olmasını gerektirecek durumlar karşısına çıkacaktır. Evdeyken çok kolaymış gibi görünen işler tek başınayken çok zor olabilir. Basit bir alışveriş bir anda kabusa dönüşebilir!
 - Etrafınızdakiler farklı yerlerden gelmiş, değişik insanlar olacak ve sizin de onlarla geçinmeniz, yurt odasını tanımadığınız kişilerle paylaşmanız gerekecektir.
 - Bu farklı çevrede birçok kararın sorumluluğunu tek başınıza almanız gerekebilir. Bu özgürlük ilk başta çok hoşa gitse de bir süre sonra sorumlulukları tek başına alma durumu çok ağır gelebilir ve destek arayışına girebilirsiniz.
 - Sosyal ve kişisel açıdan karşılaşabileceğiniz, tüm güçlükleri aşmada en önemli anahtar iletişim becerileridir. Duygu, düşünce, istek ve ihtiyaçlarınızı olumlu bir şekilde başkalarına iletebilmeniz, haklarınızı savunabilmeniz gerekmektir.
 - İletişim kurarken başkalarına karşı açık, dolaysız, saygılı, sorumluluk sahibi olmalısınız.
 - Kişilerarası ilişkilerde kendini karşıdaki kişinin yerine koyabilmek onun duygularını ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamayı sağlayacaktır.
 - Hakkınızı savunurken başkalarının da hakları olduğunu unutmayınız.
 - İdealinizdeki arkadaşı bulamayabilirsiniz ancak unutmayın ki siz de başkaları için ideal arkadaş olmayabilirsiniz. Sizinle aynı sosyal çevreden gelen ve benzer zevkleri olan kişilerin oluşturduğu gruplara dahil olmak sizin için daha kolay olacaktır.
 - Üniversite sosyal hayatında katılabileceğiniz pek çok kulüp vardır. Bu tür etkinlikler sizin sosyalleşmenizi, stresle başa çıkmanızı, zamanınızı daha iyi organize etmenizi sağlayacaktır.
 - Yaşayabileceğiniz zorluklarda size yardım etmek için hazırız. Akademik konularda, kişisel ve sosyal konularda BEZGÜM’e başvurabilirsiniz.